PARÇADA ANLAM

• PARÇADA ANLAM (PARAGRAF)
           PARAGRAF: Bir düşünceyi tam olarak anlatabilmek için bir araya getirilen cümleler topluluğudur.
           Paragraf konusunu üç ana başlıkta inceleyebiliriz.
                  A) Paragrafın anlam yönü
                  B) Paragrafın yapı yönü
                  C) Paragrafın anlatım yönü
                  Bu konuları incelemeden önce, bütün paragraf sorularının çözümünde yararlı olabilecek birkaç hususu bilmek gerekir:
1. Önce  soru okunur.
2. Daha sonra parça (metin) okunur.
3. Parça okunurken, önemli yerlerin altı çizilir. (Önemli yer, sorunun cevabı olabilecek olan yerdir)
4. Cevap bulunurken, yazıda anlatılanlar dikkate alınmalıdır. Kendi görüş ve düşüncelerimize göre hareket edilmemelidir.
5. Doğru seçenek bulunurken yanlış seçenekler elenmelidir.
A. PARAGRAFIN ANLATIM YÖNÜ
            Yazarın, paragrafta ana düşünceyi veriş şekline anlatım denir. Yazar, yazısını daha etkileyici hale getirmek için örnekler, tanımlamalar, benzetmeler vb. tekniklerden yararlanabilir. Buna da “Anlatım Biçimleri” denir.
        Anlatım Biçimleri
a) Açıklama :(Açıklayıcı anlatım)Bir şey hakkında bilgi ve haber  vermek için kullanılan , bir konu hakkında ayrıntılı anlatıma açıklayıcı anlatım denir.
• Açık, sade bir dil kullanılır.
• Tanımlama ve örneklere sıkça yer verilir.
• Daha çok düşünce yazılarında kullanılır.
• Bu yöntemle yazılan paragraflarda amaç bilgi vermektir.
• Nesnel bir anlatım benimsenir.Anlatılmak istenen doğrudan verilir.
b) Tartışma:(Tartışmacı Anlatım):Yazarın kendince yanlış olan bir düşünceyi çürütmek veya kendi düşüncesinin doğruluğunu ispatlamaya çalışarak karşı düşünceleri eleştirmek amacıyla başvurduğu anlatıma tartışmacı anlatım denir.
• Bu yöntemde önce eleştirilecek olan düşünce verilir.
• Yazar; kendi düşüncesinin doğruluğunu , eleştirdiği düşüncenin ise yanlışlığını ispatlamaya çalışır.
• Yazı samimi konuşuyormuş gibi bir dille anlatılır.
• Okuyucunun düşüncelerini değiştirme çabası vardır.
• Soru-cevaplara yer verilir.
c) Betimleme (Tasvir) : En yalın biçimiyle kelimelerle resim çizme işidir.Varlıkların belirgin özelliklerinin tanıtılıp göz önünde canlandırılması işine betimleme denir.
• Betimlemelerde gözlem esastır.
• Gözlemle elde edilen bilgiler, akıcı bir üslupla; açık, sade , anlaşılır bir dille okuyucunun gözünde canlanacak şekilde anlatır.
• Betimleyici anlatımda “görme, işitme, koklama, dokunma, tatma” duyularına seslenen öğelere başvurulur.
• Açıklayıcı Betimleme: Bu tür betimlemeler okurun duygularına seslenmez. Amaç izlenim yaratmaktan çok bilgi vermektir. Olan olduğu gibi aktarılır.
• İzlenimsel Betimleme: yazarın betimlediği şeye kendi duygularının ışığı altında bakması ve onu o şekilde aktarmasıdır. Bunda okuyucunun duygularına seslenilir. Anlattığı şeyler gerçektir ama yazarın beğenileri kişiseldir.
• İnsanı konu edinen tasvirlere PORTRE denir.
-Fiziksel portre:kişinin dış görünüşünü (vücudunu, boyunu, yüzünü, giyinişini…..) tasvir etmektir.
ÖRNEK: “Konstantin adında biriydi. Kalın tüylü bilekleri, geniş göğsü, delikleri açılıp kapanan bir burnu, deriyi yırtmış da fırlamış gibi saçları, kısa kısa bir yürümesi, kalın kalın bir gülmesi… O esmer sarışın arası isketelerin bir damlacık etlerinden yapacağı pilavın hazzıyla pırıl pırıl yanan dişleriyle nasıl koparırdı kuşun imiğini görseydiniz!...”
-Ruhsal portre:Kişinin iç dünyası (huyu, beğenileri, düşünceleri, sinirlendikleri, önem verdikleri….)anlatılır.
ÖRNEK: “Hani sessiz, zenginliğini belli etmez, alçak gönüllü adamdı da… Konu komşusu da severdi.Hiçbir şeye, hiçbir dedikoduya karışmazdı.Basit ama hesaplı fikirlerine, sevimli şakalarına karşı hakkında kötü bir hüküm vermezdiniz….”  
d) Öyküleme (Hikaye etme) : Yaşanmış ya da yaşanması mümkün bir olayın başkalarına sözle yada yazıyla anlatıldığı anlatım biçimidir.
• Olaya dayalı bir anlatım biçimidir.
• Bu anlatımın gerçekleşmesinde olay, yer, zaman ve kişiler temel öğeler olarak kullanılır.
• Olay ya kahramanın ağzından ya da başkasının ağzından anlatılır.
• Olayın bir zaman akışı vardır.

 


NOT:Betimleyici anlatım ile öyküleyici anlatım birbiriyle karıştırılmamalıdır.Öykülemede olaylar, kişi veya kişilerin başından belli bir yerde, belli bir zamanda geçer.Betimlemede ise zaman, işler halde (hareketli)değildir yani durgundur. Buna fotoğraf ve film örneğini verebiliriz: Fotoğrafta zaman, olay ve varlıklar donmuştur. İşte betimleme bu donmuş durumun kelimelere dökülmüş şeklidir. Oysa filmde zaman, olay ve varlıklar hareket halindedir. İşte öykülemede belli bir zaman aralığında geçen olayları anlatan bir film gibidir.
NOT2:Bir paragrafta bazen birden fazla anlatım biçimi kullanılabilir. Özellikle betimleme ve öyküleme anlatım biçimleri iç içe kullanılabilir.
                       
ÖRNEK: “O gün erkenden evden çıkmış, yürüye yürüye sahile gitmişti. Bugün sadece kendisi erkenci değildi.Balıkçılarda erkenden işlerine koyulmuşlardı.Birkaç kişi balık tutarken ben de onları seyrediyordum. Birden bir gürültü koptu. Gürültünün geldiği tarafa baktığımızda sahil yolunda bir kazanın olduğunu gördük, hemen yardıma koştuk.”
 Düşünceyi Geliştirme Yolları
Tanımlama : Bir kavramın kendine has özelliklerini anlatmaya yarayan, “.......... nedir?” sorusuna cevap veren anlatımdır.
• Genelde açıklayıcı ve tartışmacı anlatımda kullanılır.
• Bir tane tanımlama yapılmış olsa bile, parçada tanımlamaya başvurulmuştur, yargısı söylenebilir.
• İki kavram arasında arasındaki ayırt edici özellikleri vermek amacıyla tanımlama yapılırsa o aslında karşılaştırmadır. Çünkü tanımlamada tanıtıcılık esastır.
                          Ör:Uyku esnasında aralıklı sürelerle ortaya çıkan, tutarlı veya tutarsız imajlar dizisine rüya denir.
Tanık Gösterme : Bir düşünceyi ünlü kişilerin sözlerinden yararlanarak, inandırıcı kılmaktır.
ÖRNEK: Yunus “Benim işim sevgi için” mısraını sanki bugün için söylemiş gibidir.
Benzetme: Bir kavramı ya da  varlığı başka bir kavram ya da varlığın özellikleriyle anlatmaya denir.
• Genelde betimleme ve öykülemede kullanılır.
ÖRNEK: “Birikimsiz yazarlık saman alevi gibidir. Saman alevi çabucak tutuşup yine çabucak söner. Yazmak için yeterli donanıma sahip olmayan birikimsiz yazarlar da parlamış olsalar bile elbet  bir gün saman alevi gibi sönüp giderler.”
Örneklendirme: Düşünceye inandırıcılık kazandırmak için düşünceyi örneklerle açıklamaktır. Bu örnekler bir eser,bir kişi, bir fıkra, bir masal, bir hikaye….
ÖRNEK: “İngiliz Kralı, illerinden birinde gezerken yolu bir köye düşer. Mütevazı bir handa geceler. Yemek olarak da bulduğu dört yumurtayla karnını doyurur. Ayrılma vakti gelince hesabı sorduğunda on altın istenir. ‘Aman’ der, kral, ‘Burada yumurta kıtlığı mı var?’ Han sahibi cevap verir: ‘Hayır, Kralım, yumurta boldur; ama kral kıtlığı var!’ Bazı fırsatlar vardır ki yaşam boyu kişinin eline bir kez geçer. Önemli olan bu fırsatı fark edip iyi değerlendirmektir.”
Karşılaştırma: Birden fazla varlık ya da kavram arasındaki benzerlik ve farklılıklardan yararlanarak düşünceyi geliştirmektir.
ÖRNEK: “Romanda çevre tasviri ne ise, sahne üzerinde dekor odur…. Çevre tasvirleri olmadan roman kahramanları ne kadar eksik olursa, dekor olmadan tiyatro oyunu da o derece eksik olur.”
Nesnel Anlatım: Yazar, kendi duygularına ve düşüncelerine yer vermez, ispatlanabilir yargılardır.
ÖRNEK: İstanbul, Türkiye’nin nüfus yoğunluğu en fazla olan şehridir.
Öznel Anlatım: Yazarın kişisel duygularının ve düşüncelerinin yer aldığı anlatımdır. Yazarın yorumunu içerir.
ÖRNEK: Evin yeni boyası eve yeni bir renk ve neşe katmıştı.
Somutlama: Soyut bir durumu ya da kavramı daha anlaşılır hale getirmek için onu somut eylem ya da  durumlara benzetme demektir.
ÖRNEK: Şairin işi kendinden öncekilerin ördükleri duvara bir tuğla daha eklemekten başka bir şey değildir.bu tuğla kendinden önce  gelenlere yaslanarak sağlamlaşır ve kendinden sonrakilerin üzerine bir tuğla daha koyabilmesi için uygun bir biçim alır.
Abartma: Yazar anlattıklarının okuru etkileyebilmesi ve zihninde daha iyi yer edebilmesi için kimi zaman onları olduğundan çok daha büyük ya da küçük olarak gösterebilir. Pireyi deve yapma, diyebileceğimiz bu anlatım tarzında mecazlara, benzetmelere başvurur.
Düşsel öğelerden Yararlanma: Yazar, anlatımında mecazlı anlamlı sözlere, söz sanatlarına, benzetme ve kişileştirmelere başvuruyorsa düşsel öğelerden yararlanıyor demektir. Bu tür paragraflarda anlatım daima özneldir.
ANLATIMDA GEÇEN KAVRAMLAR
Yazar tarafından parçanın anlatımında kullanılabilen veya yazının taşıdığı ya da taşıması gereken nitelikleri ifade etmeye yarayan bazı kavramlar vardır. Bu kavramlar:
1. Doğallık: Anlatımın yapmacıksız, günlük yaşantıda olduğu gibi, sanat yapmadan, süs ve özentiden uzak yapılmasıdır.
2. Duruluk: Anlatımın açık ve anlaşılır olmasıdır.
3. Akıcılık: Okuyucu sıkmayan, sürükleyici bir anlatımı benimsemektir.
4. Tutarlık:Anlatımda birbiriyle çelişen düşünceler ileri sürmeme, sık sık düşünce değiştirmemektir.
5. Açıklık:Anlatılmak istenenin kolayca anlaşılması demektir.
6. Özgünlük: Anlatımda başkasına benzememe kendine has olmaktır.
7. Özlülük: Anlatımda az sözle çok anlam ifade edebilmektir. 
B. PARÇANIN YAPI YÖNÜ
Paragraf oluşturulurken cümleler belli bir plana göre sıralanmalıdır.Paragraflar da yazılar gibi giriş, gelişme, sonuç     bölümlerinden oluşur.
                         Paragrafların bölümleri
A. Giriş Bölümü:Genelde tek cümleden oluşan giriş bölümünde parçada anlatılacak konu verilir.
• Giriş bölümü parçanın ana düşüncesiyle aynı doğrultuda olabilir.
• Gelişme bölümüne anlam ve anlatımca bağlıdır.
• Kendinden önce geçmiş bir cümle var mı, izlenimi uyandırmamalıdır. Yani giriş cümlesinde “bu yüzden, bundan dolayı, kaldı ki, ama, fakat, lakin, oysa, çünkü, ise…..” gibi ifadeler yer almaz.
B. Gelişme Bölümü: Giriş bölümünde verilen konunun her yönüyle ortaya konulduğu bölümdür.
• Parçanın en uzun bölümüdür. Düşüncenin ispatlanması için örnek, kanıt gösterme gibi yollardan yararlanılır.
C. Sonuç Bölümü: Paragrafta anlatılanları özetleyen cümledir.Çoğunlukla ; kısaca, özetle, böylece, bununla birlikte,  bundan dolayı gibi bağlayıcı sözlerle başlar. Ana fikirle aynı doğrultudadır.
Örnekler
1.Aşağıdaki cümlelerle bir paragraf oluşturulduğunda hangisi ilk cümle olur?
       Hatta halk arasında hikâye denilince masal akla gelir.
       Halk hikâyeleri ile masal arasında benzerlikler vardır.
       Masallar genellikle düz yazı biçimindedir.
       Halk hikâyelerinde ise nazım ve nesir iç içedir.
2.Aşağıdaki cümleler bir paragraf oluşturulduğunda, hangisi  son cümle olur?
       Hava henüz karanlıktı.
       Odanın içine gecenin serinliği doldu.
       Önce hoşa gidiyor, sonra üşütüyordu insanı.
       Pencereyi ardına açtım.
Paragraf Tamamlama
  Paragraf tamamlama sorularında bizden sonuç cümlesi veya sonuç cümlesinin bir kısmı istenir.Bu soruların çözümünde dikkat edilecek nokta; öncelikle paragrafın genelinde ne anlatıldığının belirlenmesidir. Sonra da  seçeneklerde verilen ifadelerin hangisinin paragrafta anlatılanlarla aynı doğrultuda saptanmasıdır. Tabiki seçenek “sonuç bölümü”nün özelliklerine uygun olmalıdır.
         Paragraf Oluşturma
    Karışık şekilde verilen cümlelerden anlamlı bir paragraf oluşturmamız istenir.Burada dikkat edilecek noktalar şunlardır:
• Öncelikle cümlelerin hepsi okunarak bu cümlelerin ne anlattığı belirlenmeye çalışılmalıdır.
• Eğer bir olay anlatılıyorsa olayın gerçekleşme sırası belirlenmelidir.Yani zaman akışı.
• Eğer bir fikir işleniyorsa bu düşüncenin mantık sırası belirlenmelidir.
• Bunlar yapılırken ilk cümle olabilecek cümle belirlenmelidir.
• Bu tip sorular seçeneklerden gidilerek de çok kolay bulunur.
        ÖRNEK: Aşağıdaki cümlelerle bir paragraf oluşturulursa sıralama nasıl olur?
                                      I. Çanakkale sırtlarını bombardıman ettiler.
                       II. Bir topçu bölüğünde yalnız Seyit ve Ali adlı iki topçu eri kaldı.
                      III. Oradan geçip İstanbul’u almaya çalışıyorlardı.
                      IV. 1915 yılında düşman gemileri Çanakkale Boğazı’na gelmişlerdir.
V. Oradaki askerlerimizin çoğu şehit düştü.
                      Düşüncenin Akışını Bozan Cümle 
             Paragrafı oluşturan cümlelerin hepsi aynı konuyu aynı düşünceyi anlatır.Bazen paragrafta bir konu anlatılırken farklı bir düşünce veya konunun farklı yönü bir cümle halinde araya girer.Düşüncenin akışını bozan cümlelerin sorulduğu sorularda bizden istenen, işte bu faklı cümleyi bulmaktır.
             Bu soruların çözümünde yapılacak iş; her bir cümlenin ne anlattığını, bir iki kelimeyle tespit etmektir. Sonra bu tespitlerimizi karşılaştırmaktır. Görülecektir ki bir cümle hariç hepsi aynı konudan veya konunun aynı yönünden bahsedecektir.Farklı konudan bahseden cümle, düşüncenin akışını bozan cümledir.
             Paragrafın Bölünmesi 
           Yazar bir paragrafta iki ayrı düşünceden bahseder ve bizden bu  paragrafı bölmemiz istenir.Bu tip sorularda yapılacak iş her bir cümlede anlatılanı bir iki kelimeyle belirlemektir.Daha sonra belirlenen bu ifadeler karşılaştırılmalıdır.Görülecektir ki bir kısım cümlelerde bir konudan bahsedilirken, diğer cümlelerde ise başka bir konudan söz edilir.Yapılacak en son iş;yeni, farklı konuya geçilen ilk cümleyi tespit etmektir.
              ÖRNEK: “(I)Kitap okumak için yaz, daha uygun mevsimdir.
 (II) Havalar ısınmaya başlayınca, doğanın her köşesi bir okuma yeri olur.
 (III) İstediğiniz yeri seçebilirsiniz.
(IV) Parkta, deniz kıyısında, bir ağaç altında gönlünüzce okuyabilirsiniz.
 (V) Okuma biçimi ve yöntemi kişiden kişiye değişir.
(VI) Kimileri beş on kitap birden okumayı sever.
 (VII) Kimileri de bir kitabı bitirmeden ötekine başlamaz.”
            
Cümlelerin yerini değiştirme
              Sınavda  bazen bir parçayı oluşturan iki cümle yer değiştirilerek verilir. Bu değişikliğin düzeltilmesi istenir.Parçayı oluşturan cümleler anlamca birbirine bağlıdır. Biri diğerinin varlığını gerektirir. Özellikle olay anlatan parçalarda, zaman sıralaması vardır. Düşünce paragraflarında ise mantık sırası vardır. Yer değiştirilecek cümleleri bulurken bu noktalara dikkat etmek gerekir. Bu tür sorularda çözüme seçeneklerden de gidilebilir.
              
 Parçayı karşılayan soru
             Parçanın hangi sorunun cevabı olduğu sorulur. Parçada anlatılan bilgiler, soru hakkında bize ipucu verecektir. Bu tip sorular çözülürken parçanın ilk cümlesine dikkat etmek gerekir.
               

PARÇANIN ANLAM YÖNÜ
              Paragrafın anlam yönü; ana fikir, konu, başlık, parçadan çıkarılabilecek ve çıkarılamayacak sonuçlar ile duyu ile ilgili ayrıntılar ve parçaya hakim olan duygulardan oluşur.

                             KONU : Yazarın mesajını bize verirken kullandığı vasıtadır. Konu yazıda anlatılanlardır. Konu bir amaç değil, amaca giden araçtır. Bir yazının konusunu bulmak için;
                                                 Yazıda anlatılanlar nelerdir?
                                             Bu yazıda nelerden bahsediliyor?  Gibi soru kalıpları kullanılabilir.
                     Konuyla ilgili sınavlarda gelen soru tipleri şunlardır:
• Bu paragrafın konusu nedir?
• Bu şiirin konusu aşağıdakilerden hangisidir?
• Parçada neden söz edilmektedir?
• Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden yakınılmaktadır?
• Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisine cevap olarak söylenmiştir?
                         TEMA:Sınavlarda bazen de şiirden hareketle konu sorulur. Şiirde işlenen duygu ya da düşünce temayı oluşturur.Yapmamız gereken parçada konuyu aradığımız gibi, şiirde işlenen duygu ya da düşünce temayı oluşturur.
                          BAŞLIK :
• Başlık paragrafın tamamını kapsamalı.
• Ana fikirden izler taşımalı, ana fikirle uyum içinde olmalı.
• Birden çok başlık, seçeneklerde doğru gibi görünebilir. İçlerinden en uygun olanı seçilmelidir.
                          ANA FİKİR : Ana fikir bir parçada esas vurgulanmak istenen düşüncedir. Yazarın okuyucusuna vermek istediği mesaj ana fikri oluşturur. Konu için araçtır, demiştir. Ana fikir de amaçtır.
                          Ana fikir soruları çözülürken şunlara dikkat edilmelidir:
1.  Ana fikir paragrafın tamamını kapsar.
2. Bazı paragraflarda ana fikir cümle halinde metnin başında veya sonunda verilebilir. Bazı paragraflarda ise direkt verilmez. Okuyucu “anlam bütünlemesi” yaparak ana fikri bulur.
3. Ana fikir bulunurken kendi düşüncelerimiz değil, paragrafta yazılanlar dikkate alınmalıdır.
4. Ana fikir bulunurken; yazar bu yazıyı niye yazmış? Veya yazarın vermek istediği mesaj nedir? Soruları sorulabilir.
5. Şiirlerin konusu ve ana fikri olmaz. Şiirlerin teması vardır.
PARÇANIN YARDIMCI DÜŞÜNCELERİ
  Ana düşünceye zemin oluşturan bu düşüncelere yardımcı düşünce denir.
Parçanın yardımcı düşünceleri ile ilgili sınavlarda gelen soru tipleri  şunlardır:
• Bu paragraftan aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
• Bu parçada aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
• Bu parçada aşağıdakilerden hangisine ulaşılamaz?
• Parçada aşağıdaki düşüncelerden hangisine yer verilmemiştir?
• Aşağıdakilerden hangisi parçada anlatılanlarla çelişir?
                         
                               DUYULAR : İnsanın beş duyusu vardır. Cümlelerde bu beş duyu  organından herhangi birisiyle algılanan bir ayrıntıya yer verilebilir. Görme, tatma, duyma, dokunma ve koklama beş duyuyu oluşturur.
                               DUYGULAR: Duygu beş duyu organıyla algılanmayan (kalben algılanan) hislerdir. Genellikle; sitem, ümit, ümitsizlik, coşku, sevinç, korku, merak, endişe vb. kavramlardır.

 

 

 

 

 


ÖRNEK SORULAR
S.1. Sıcak esen rüzgârda yalpalayan teknemizle yola koyu¬luyor ve Akdeniz'in koyu maviye çalan sularında büyülenmiş bir biçimde ilerliyoruz. Bir kulübenin bu¬lunduğu koya yanaşıyoruz. Tekneden indikten sonra yürümemiz gerekiyor. Son birkaç günde hiçbir insanın ayak basmadığı belli olan, sadece keçi toynaklarının kapladığı patikada bir süre yürüdükten sonra üç taş evin olduğu bir alana varıyoruz. Sadece dalga sesleri ve rüzgâr çanı bozuyor sessizliği.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangi¬sine başvurulmamıştır?
A)  Betimleyici öğelere yer vermeye
B)  Çeşitli duyulardan yararlanmaya
C)  İnsana özgü nitelikleri doğaya aktarmaya
D)  Deyimlerle anlatımı zenginleştirmeye
E)  Anlatıma duyguları katmaya

S.2. Edebiyatın konusu insandır, doğadır; edebiyat bütün olanaklarıyla insanı tanıtmaya yönelmiştir. Eleştirinin konusu ise eserdir; amacı eseri tanıtmak ve değerlendirmektir. Edebiyatta dolaysız bir yaratma söz konusudur. Eleştirmen ise dolaylı yaratan kişidir. Yargılanacak bir eser olmadıkça eleştiri de olmaz.
Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
A) Örneklendirme B) Karşılaştırma C) Tanıtma D) Tartışma E) Öyküleme

S.3. “Kenar mahalleler… Birbirine geçmiş, yaslanmış tahta evler… Kiminin kaplamaları biraz daha eğrilmiş, kimi biraz daha öne eğilmiş, kimi biraz daha çömelmiştir. Hepsi hastadır; onları seviyorum; çünkü onlarda kendimi buluyorum.”
Bu parçanın anlatım biçimi, aşağıdakilerden hangisine örnektir?
A) Betimleme B) Tartışma C) Açıklama D) Öyküleme  E) Örnekleme    (1987-ÖYS)

S.4. Doğuda dağlar kar altında yatarken bahar geldi dağlarına Ege’nin. Yeşille kucaklaştı toprak, dağ taş yemyeşil. Sanki papatya denizi Datça, göz alabildiğine uzanan. Bahar kokuyor her yer. Kırlar rengârenk çiçek…
Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) Doğanın kişiselleştirildiği
B) Karşıt anlamlı sözcüklerin bir arada kullanıldığı
C) Karşılaştırmaya başvurulduğu
D) Bahara özgü görüntülerin betimlendiği
E) Devrik cümlelerle anlatımın doğallaştırıldığı
 
S.5. Aşağıdaki cümlelerden hangisi bir paragrafın başlangıç cümlesi olabilir?
       A)  Oysa bu sanatçının çağında daha niceleri yaşamış, ürün vermiştir.
       B)   Kimi ise sanatın en çetin doruklarına tırmanmayı bilmiştir.
       C)   Bir de gerçek insanlık örneği olmuş kişiler vardır.
       D)   Bunun bir nedeni olmalı diye düşünmez misiniz?
       E)    Geçen gün şiir kitaplarını şöyle bir karıştırdım.                                                                                            1983-ÖSS

S.6. “Bir kere sanatçının yaşantısı ile okuyucununki aynı olabilir mi? Unutmayalım ki sanatçının, yapıtı oluştururkenki yaşantısı sadece bir duyguyu (sevinç, keder v.b.) yaşamak değildir. Bunun yanı sıra yaratma sıkıntıları, zaman zaman yaptığını yetersiz bulmanın verdiği ümitsizlik, bazen de teknik bir güçlüğü yenmenin verdiği keyif gibi okuyucunun paylaşmadığı duygular vardır ki bunları sanatçının yaşamış olduğunu okur bilemez de.”
Aşağıdakilerden hangisi paragraftaki düşünceleri tamamlayan bir  sonuç cümlesi olabilir?
      A)  Böylece sanatı, “sanatçının kendi duygularını dile getirmesi” olarak tanımlayabiliriz.
      B)   Bu görüşe bakılırsa yapıt, sanatçının yaşantısını okura aktaran bir araçtır.
      C)   Böylece kişi, sanat sayesinde başkalarının duygularını paylaşır ve yaşantısı zenginleşmiş olur.
      D)   Bu bakımdan okur, sanatçının yaşantısı aynen duyar demek yanlıştır; bir kısmını duyar olsa olsa.
      E)    Buna göre, duygu aktarımı olmadıkça yapıt ne kadar gerçekçi olursa olsun sanat yapıtı değildir.                1982-ÖSS

 

 


S.7. (I) Dillerin doğuşu, insanların topluca yaşamaya başladıkları tarih öncesi dönemlerde gerçekleşmiştir. (II) İlk insanların birbirleriyle çeşitli işaretler ve birtakım seslerle anlaştıkları düşünülebilir. (III) İnsanoğluna anlama ve anladıklarını geliştirme olanağı sunmuştur zekâ. (IV) İnsan zekâsı ve düşüncesi geliştikçe bu işaret ve sesler, anlamları üzerinde anlaşmaya varılmış sözcüklere dönüşmüş olmalıdır. (V) Bu sözcükler, ortak kullanım özellikleriyle anlaşmayı sağlayan unsurlar olarak karşımıza çıkar. (VI) Bu özelliğinden dolayı, ortak kullanımdaki sözcüklerin herkes tarafından bilinmesinde çok yarar vardır.
Bu parçada numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
A) II.  B) III.  C)IV.  D) V.  E) VI.

S.8. (I) Oktay Rifat bir düşünce şairidir. (II) Onun için aslolan toplumsal olaylar ve kaygılardır. (III) Özellikle şiirlerinde insanların ekonomik olarak sınıflara ayrılmasını yermiştir. (IV) Şiirlerinin kuruluşunda Halk edebiyatının biçimlerinden geniş ölçüde faydalanmaktadır. (V) Belli ki bu biçimler şiirine sadece girmekle kalmamış, aynı zamanda şiirin asıl niteliğini de oluşturmuştur. (VI) Hatta giderek şiirinin kurallarını da meydana getirmiştir.
Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense, ikinci paragraf numaralanmış cümlelerden hangisiyle başlar?
A) II.  B) III.  C) IV.  D) V.  E) VI.

S.9. Şiir yeni bir anlam, buna bağlı olarak da yeni bir hayat önerir. Dil gündelik kullanımının dışına çıkmış, yaşanılan dönüştürülmüştür. Şairin hayatı şiirin hayatına bırakmıştır yerini. Artık tam da burada yaşantının payını aramak boşunadır. İyi yaşayanlar iyi yazabilir! Yok böyle bir kural. Tıpkı romanın, "hayatım roman" diyenlerden değil, roman dilini kavramış, tekniğini öğrenmişlerden çıkması gibi. Şairinki de o hesap. Yaşanmış olan, şiire başlamak için bir bahanedir sadece.
Bu parça aşağıdaki sorulardan hangisinin yanıtıdır?
A) Nitelikli şiirler yazabilmek için nelere dikkat etmek gerekir?
B) Şiir insanlara ne kazandırır?
C) Şiirde düşsel öğelere ne kadar yer verilmelidir?
D) Şiirlerde şairlerin gerçek yaşamlarından izler aranmalı mı?
E) Sözcük seçimi şiirde ahengin oluşmasında etkili midir?

S.10. Şairlerin ünlü bir aileden gelmesi, edebiyatçıların her zaman konuştuğu bir konu olmuştur. Kimi, Can Yücel'in şöhretini babası Hasan Âli Yücel'e bağlar, kimi de Nazım Hikmet'in "aristokrat" ailesini vurgulayıp durur. Bazıları bunu insafsızca yapar, bazıları da imayla. Pek çok kapının onların önünde ardına dek açıldığını sanırlar. Oysaki —
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilemez?
A) onlar bu üne kendi çabalarıyla kavuşmuşlardır.
B) bu başarıyı yakalamaları belli bir birikimin sonucudur.
C) onlar diğer şairlerden daha çok zorluklarla karşılaşmışlardır.
D) birçok sıkıntıyı ailelerinin yardımıyla kısa sürede aşmayı bilmişlerdir.
E) bu şairlerimizin ne kadar çalışkan ne kadar başarılı olduğunu herkes bilir.

S.11. Sanatçı, öykücülüğümüzde, romancılığımızda yazı dili yerine konuşma dilini yaygınlaştırmaya çalışmıştır. Onun kişilerinin, toplumsal statülerine ters düşen konuşmaları yoktur. Anlattığı kişiler ete kemiğe bürünmüş kişilerdir. Yapıtlarında, köylü, memur, işçi, kentli her türden insan yer alır. Bunlar kendi yaşamları içinde bize verilir. Kimi zaman ince bir alayla, incitilmeden gülünç yanları ortaya konulur. Kimi zaman acıklı yönü umutsuzluğa düşürülmeden verilir. Az ama öz söylemeyi başarmış bir yazardır o.
Bu parça sözü edilen sanatçıyla İlgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
A) Yapıtlarında yoğun bir anlatımın bulunduğu
B) Kişiliğini, öykülerindeki karakterlere yansıttığı
C) Karakterlerini toplumun değişik kesimlerinden seçtiği
D) Karakterlerini toplumsal konumlarına uygun olarak konuşturduğu
E) Yapıtlarında günlük dili kullandığı

S.12. Behçet Necatigil, öteki şairlerin üzerinde durmadığı basit, küçük konulara, günlük sıkıntılara yer verir şiirlerinde. Bu konular, aynı zamanda şairin yaşadıklarıdır. Kendi sıkıntılarını, yaşamını anlatırken de aslında toplumu anlatmıştır. Necatigil, şiirlerinde, görünenin ardında başka anlamlar barındıran bir şairdir. Bu yüzden şiirlerinin çoğu, bir okunuşta hemen kendini ele vermeyen, tadı ancak zamanla duyulan; ama bir kez tadına varılınca akıldan kolay kolay çıkmayan türdendir.
Bu parçada Behçet Necatigil'le ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
A) Şiirlerinde yaşamından izler bulunduğuna
B) Şiirlerinin ilk okuyuşta tam anlaşılmadığına
C) Şiirlerinde sıradan konuları ele aldığına
D) Şiirlerinde anlam derinliği bulunduğuna
E) Şiirlerini günlük dille yazdığına

 


S.13. Bir romancı, bir felsefeci olarak özellikle ölümünden sonra Türk basınında Safiye Erol'la ilgili yeterince yazının yer aldığını söylemek zor. O yaşarken romanlarını yayımlayan, yazılarına yer veren gazeteler, ölümünden sonra bu değerli yazarımızı tamamen unuttu. Birkaç dostu hariç ondan söz eden pek olmadı. Bu dostlarından  biri olan Nezihe Araz'ın  makaleleri oldukça bilgi ve duygu yüklü. İşte bu ve buna benzer örnekler —
Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilebilir?
A) Türk basınının sanatçılara olan bakışını ele veriyor.
B) bazı yazarların, yapıtlarıyla, yaşadığı dönemi aşamadığını gösteriyor.
C) sanatçının yaşamının, yapıtlarında yer alması gerektiğini açıkça ortaya koyuyor.
D) sanatçıların değerinin ölümlerinden sonra anlaşıldığını kanıtlıyor.
E) dostlukların kısa süreli ve çıkar ilişkili olduğunu gösteriyor.

S.14. Batılı sanatçılar arasında kendini eleştirenler gittikçe çoğalıyor. Yalnız yavaşladıkları, duruldukları zaman değil, en coşkun günlerinde bile, arada bir arkalarına bakmayı, sanat alıcılarının karşısına geçip: "Şunu iyi yapmışım, şunu kötü." demeyi bir görev biliyorlar. Onun için de kötü yanlarını düzeltmeleri, eksiklerini tamamlamaları kolay oluyor.
Bu parçada yazar, Batılı sanatçıların hangi özelliğinden söz etmektedir?
A) Özeleştiri türünü en iyi yapan kişiler olduğundan
B) Yaşamlarının sonuna doğru eleştiriye açık olmalarından
C) Kötü yanlarını düzeltmek için eleştirmenlerin yönlendirmelerine değer vermelerinden
D) Eleştiri türünün yaşlı sanatçılar arasında gittikçe yayılmasından
E) Kendilerini eleştirip, kötü yanlarını düzeltme isteklerinin eksiklerini tamamlama kolaylığı sağladığından
     EMEĞE SAYGI

Yorum Yaz